|
Sultan II. Bayezid'in Akkirman seferine çıkarken 23 Nisan 1484 yılında temel
atma merasimine kendisinin de katıldığı, yapılar topluluğu 4 yıl kadar kısa
bir süre içinde bitirilerek 1488 yılında hizmete açılmıştır. 22000 m²lik
geniş bir alana yayılan külliye, Tunca nehri kıyısında doğu-batı ekseni
üzerinde, cepheler yola bakacak şekilde konumlanmıştır.
Külliye bütünlüğü içerisinde:
Gerek ilgili vakfiyelerden elde edilen
bilgiler, gerekse tarihçilerin ortak görüşü olarak
1) Cami
2) Medrese-i Etibba
3) Dârüşşifa,
4) Tâbhane,
5) İmaret,
6) Çifte hamam,
7) Değirmen,
8) Köprü,
9) Su dolapları (değirmeni döndüren, hamam, bahçe v.s. için gerekli suyu
Tunca Nehri'nden çeken dolaplar.) yer almaktadır.
XV. yüzyılın en büyük dini-sosyal
kuruluşlarından biri olan külliye bütünlüğündeki 500 m² lik alanı kaplayan
cami, yapı olarak çevresindeki yüzden çok kubbeli binanın hepsine egemen bir
görünüştedir. 20,55 m çapındaki kubbesi, büyük bir blok şeklinde yükselen
dört duvar üzerine oturtulmuştur. Camide, sütun sistemi kullanılmayıp, ana
kütle duvarı 20.58x20.60 lık bir kare prizma biçiminde olup, kubbeye ana
prizmatik kütleden geçilmektedir. Tabandan kubbe kasnağına kadar olan
yükseldiği ise 19.34 metredir.
Caminin sağ ve sol beden duvarları
bitişiğinde dokuz kubbeli ve dört odalı birer tabhanesi olup, cami iç
mekânının sağ ve solundan üçer pencere bu tabhanelere açılır.
Caminin sağ ve sol ana beden
duvarlarına bitişik tâbhanelerin köşelerinde, giriş kapısından şerefeye
kadar 149 basamaklı, 38 m yüksekliğinde ve 3.25 m çapında tek şerefeli iki
minare yer almaktadır. Bu incelikte minarede bu yüksekliğe ilk defa
varılmıştır.
Mermer minber, taş
işçiliğinin bir şaheseridir. Somaki mermerden, 17 mermer sütun üzerindeki
son derece zarif hünkar mahfili, Edirne'deki ilk örnektir.
Medresenin:
Medrese, darüşşifa, ve tımarhane
caminin batısına düşmektedir. Medrese kareye yakın dikdörtgen planlı olup,
odalar dikdörtgen iç avlunun üç yanını çevrelemektedir. Dershane, ana giriş
kapısı aksındadır. Tek hacimli kubbeli olarak düzenlenen dershane biriminin,
kapısının sağ iç yanında bulunan taş bir merdivenle üst galeriye çıkılır.
Dershaneyi örten kubbe, diğer odalarınkinden daha geniş ve yüksektir.
Dershanenin sağında ve solunda üç oda, medresenin kuzey ve güneyinde de
altışardan on iki odayla toplam 18 öğrenci odası yer almaktadır.
Oda kapıları, sağlı sollu 17
sütunlu, kemerli revaklı avluya açılmaktadır. Avlunun ortasında yer alan
şadırvanın bugün temeli kalmıştır.
Darüşşifa:
Birer kamu sağlık hizmet birimi
olan darüşşifalar, temeli vakıflara dayanan halka hizmet veren hayır
kuruluşlarıdır. İslâm hukuku esaslarına göre
dârü's-sıhha, dârü'l-âfiye, bîmârhâne, mâristan gibi isimlerle de anılan
darüşşifalar İslam medeniyetinde, Selçuklu ve Osmanlılar'da daima vakıf
tarzında teşkîl edilmişlerdir. kim olduğuna bakılmaksızın her türlü hastanın
ücretsiz tedavi edildiği kurumlardır. mimarî açıdan belirli bir tarzı takip
ederler, ekseriyetle bir avlu etrafında dört eyvan şeklinde inşa
edilmişlerdir. Kayseri'de gevher Nesibe Sultan Darüşşifası, Bursa Yıldırım
Darüşşifası ve Edirne Sultan II. Bayezıd Darüşşifası gibi örnekler ilk akla
gelenlerdendir. darüşşifalarda tıp eğitimi de verilmiştir. Düzenlenen
vakıfnamelerinde, kuruluş amaçları, gelir kaynakları, kuruluşta çalışacak
hekim ve diğer görevliler, çalışma şekilleri, gelirin dağıtılması ve
kuruluşun yönetimi gibi konular en ince ayrıntılarına kadar anlatılır ve
denetlenmesi de ayrıca gösterilir. Medresede okuyan öğrenciler,
darüşşifadaki uzman hekimler yanında yetiştirilmekteydi.
Hastane üç bölümden oluşmaktadır:
Birinci bölümde, poliklinikler
(göz mütehassısı, cerrah, nöbetçi odaları), kiler, özel diyet mutfağı, bekçi
odaları, akıl hastaları tecrit odası, ilaç olarak kullanılan şurupların
pişirildiği mutfak ve personel odaları bulunmaktadır.
İkinci bölümde 4 oda ve 2 sofa
bulunmaktadır. Odalardan ikisi ilaç deposu ve eczane olarak, diğer ikisi de
üst düzey personelin kullanımına tahsis edilmiş.
Üçüncü bölüm yataklı kısımdır. Bu
bölüm 6 kışlık oda ile 5 açık sofadan oluşmaktadır. Sofalardan 4'ü yazlık
yatak odası biri de musiki sahnesidir. Odalar ve sahne büyük ve yüksek bir
kubbeyle örtülü şadırvanlı bir salon etrafında çevrelenmiştir. Odaların dış
bahçeye, iç salona açılan pencereleri vardır. Ortadaki büyük kubbenin
tepesindeki fenerden gelen ışık iç mekanı aydınlatır ve havayı, pis kokuları
dışarı atar. Bir merkez çevresinde toplanmış hasta odaları az personelle
hizmet verilmesini sağlar. Personel tüm odaları kolaylıkla gözetleyebilir ve
gereğince acil olan hastaların yardımına koşarlar. Bu bölümün yapısında
akustik sistemi de oldukça hassastır. Haftada üç gün verilen musiki
konserleri yankılanmadan binanın her tarafından rahatça dinlenebilir.
Musiki ile hasta tedavisi, bu
hastanenin özellikleri arasındadır. Tedavide yalnız musikiden değil, su sesi
ve güzel kokulardan da yararlanılmaktadır. Büyük kubbe altındaki şadırvandan
fışkıran suların kubbeye kadar yükseldiğini görenler yazmışlardır. O
yükseklikten düşen suyun çıkardığı melodiler hastaları huzura
kavuşturmaktadır. Tüm hastalar için musiki konserleri verilmekte ve hastalar
bundan yarar görmektedirler.
Külliyenin Darüşşifa birimi,
günümüzde Edirne Sağlık Müzesi'ne dönüştürülmüş ve ziyarete açılmıştır.
Yapılan başvuru ile Edirne Sağlık Müzesi 2004 yılında Avrupa Konseyi
Avrupa Müze Ödülü'nü almıştır.
Caminin doğusunda, külliye
bütünlüğü içinde mutfak, fodlahane, mumhane, helvahane, yemekhane, kiler,
depo ve ahır gibi bölümler yer almaktadır.
İmaret:
İmaret veya imarethane, Osmanlı Devleti döneminde yoksullara yardım amacıyla
oluşturulan hayır kurumları olup başlangıçta şehir dışından gelenlere,
yolculara, yoksul ve düşkünlere yiyecek, sağlık ve giyecek yardımı
yapılırdı. Sonraları ise imaretler sadece yemek verilen yerlere
dönüşmüşlerdir.
İmaretlerin giderleri, imareti yapanın kurduğu vakfın gelirleriyle
karşılanırdı. Beylikler dönemindeki imaretlerin vakıflara bırakılması
yöntemi Osmanlı döneminde de devam etmiştir.
Hemen her külliyede bir imaret bulunmaktadır. Genel olarak dörtgen bir plan
üzerine yapılan imaretlerde, ortada üstü açık bir avlu, avlunun çevresinde;
mutfak, fırın, yemek odaları ve yöneticilerin odaları yer alırdı. İmaretleri
oluşturan birimler, yerel ihtiyaçlara göre azaltılır ve çoğaltılırdı.
Edirne II. Bayezıd Külliyesi
İmareti’nde hastaların mutfağı ayrılmış, doktorların tavsiye ve tedbirlerine
göre yemek pişirilmiştir.
Tâbhane Birimleri:
Osmanlı İmparatorluğu’nda misafirhane yapılarına, gezici dervişlerin,
yolucuların konakladıkları yapılara tabhane denilmektedir. Tabhane
birimleri erken osmanlı mimarlığında camii yapılarıyla organik bütünlük
içerisinde inşa edildiği için tabhaneli camii, zaviyeli veya ters t planlı
gibi adlandırmalarla farklı bir tipoloji doğmuştur. Tabhaneli camiilerin ilk
örneklerinde tabhane mekanları asıl ibadet mekanlarından olabildiğince
bağımsız ve dışarıya açılabilen müstakil mekanlar halindeyken zamanla
bağımsızlıklarını kaybetmiş ve asıl ibadet mekanının bir devamı olarak camii
bütünlüğüne katılmıştır. Tabhane mekanları Edirne II. Bayezıd külliyesinde
kendi içinde ayrıca planlanmıştır.
Camii biriminin sağında ve solunda
yer alan tabhane birimlerinin dört köşesinde dört oda yer almaktadır.
Odaların da eyvanların da üzeri, kubbeyle örtülmüş olup, üst örtü dokuz
kubbeden oluşmaktadır.
Sultan Bayezıd Köprüsü:
Külliye
bütünlüğü içerisinde inşa edilen ve şehirle külliyenin bağlantısını sağlayan
Sulan Bayezıd Köprüsü, Mimar Hayrettin tarafından inşa edilmiştir. 78 m
boyunda, 6 m eninde olan köprü, 5 kemerlidir. |